Sümbül Efendi Efsanesi

Efsaneler, rivayetler hep insanlarla ilgili değil. Koca Mustafa Paşa Camii’nin avlusundaki dev ve yaşlı ağacın hikâyesi de insan hikayeleri kadar ilgi çekici. Caminin avlusundaki bu yaşlı ağacın gövdesi zamanla yarılmaya, kabukları dökülmeye başlamış. Sümbül Efendi, ağacı zincirlerle sararak korumaya almış. Ancak, zincirin bir ucunu yere doğru sarkık tutmuş ve demiş ki; "Bu ağacın altında kim durur ve yalan söylerse, bu zincir yere doğru uzayacaktır." Bir süre sonra, camiye gelen bir Müslüman, borç para verdiği Yahudi dostunun alacağını bir türlü vermemesinden şikâyetçi olmuş. Yahudi’yi çağırmışlar ağacın altına. Borcunu ödemediği söylenen Yahudi, elinde bastonuyla ağacın altına geldiğinde; Sümbül Efendi ona ağacın ve zincirin hikayesini anlatmış. Anlatılanları dinleyen Yahudi, "Tut şu bastonumu" demiş alacaklı olduğunu söyleyen adama ve zincirli ağacın altına girerek; "Yemin ediyorum ki, bu dostuma aldığım parayı iade ettim" demiş. Hayrettir, zincir uzamamış. Adam doğru söylüyor diye söylenmiş oradakiler. Ama alacaklı kuşkulanmış durumdan ve Yahudi’nin elindeki bastonu kaptığı gibi sapını gövdesinden ayırmış. O da ne! Ortalık yere çil çil altınlar dökülmesin mi? Böylece Yahudi’nin oynadığı oyun açığa çıkmış. Dostundan aldığı paraları içine sakladığı bastonu ona verince parayı iade etmiş gibi olmuş, ağaç da aldanmış tabii!
Bunu biliyor musunuz?
Efsanede adı geçen Koca Mustafa Paşa Camii’nin sağ ve sol kapılarındaki kitabelerden biri Şeyhülislam Hüsameddin Efendinin, diğeri de İdris Bitlisinin eseridir. Avlu kapısında da iki nefis kitabe daha vardır. Birisi 1834 yılında II. Mahmut, diğeri de 1847de Abdülmecit imzası taşımaktadır. Külliye avlusunun orta yerinde, minik bir ahşap konutun içinden damı delerek dışarıya çıkan dev ve yaşlı bir servi ağacı, yukarıda anlattığımız öyküde olduğu gibi hâlâ kutsal olarak nitelendirilmektedir. Bir ağaç ve bir yapının birlikteliğinden oluşan böyle bir kompozisyonu, İstanbul’da başka bir yerde görebilme olanağı yoktur…










