Home » Efsaneler

Sultan IV. Murat efsaneleri

15 Ocak 2009 647 kez okundu Yorum yapılmamış

Sultan  IV. Murat, kılık  değiştirip halkın  arasında  dolaşmaktan  çok  hoşlanırmış. Bu şekilde gezerek koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını denetlermiş. Bir gün yine
kılık  değiştirerek  Üsküdar’dan  bir  kayığa  binmiş.  Kayıkta  bulunan  bir  yolcu  ile  derin  bir
sohbete  dalmış.    yolcuya  kim  olduğunu,  ne iş yaptığını sormuş. "Bana  Üsküdarlı  Remmal  Ahmet  Ağa  derler"  diye  yanıtlamış  yolcu.  "Remil  atar,  gaipten haber veririm." , meraklanmış ve bir soru daha sormuş. "Madem  böyle  bir  hünerin  var,  remil  atarak  padişahın  şu  an  nerde  olduğunu  söyleyebilir misin?" deyince, Ahmet Ağa, "Elbette söylerim" diyerek remilini atmış ve, "Benim hesabıma göre   şu  anda derya üzere olmalı, bir daha bakayım da yerini  tam söyleyeyim." Attığı remile gözlerini diken Ahmet Ağa, bir süre şaşkın şaşkın bakınıp, "Tuhaf  şey! bu kayığın  içinde görünüyor. ben olmadığıma göre o  sizsiniz!"  demiş ve Sultan IV. Murat’ın ayaklarına kapanmış. , "Gerçekten hüner sahibiymişsin" demiş, ama bir soru daha yöneltmiş korkudan beti benzi atan Ahmet Ağa’ya. "Ama daha işin bitmedi. Şimdi bir remil daha at bakalım. Karaya çıkınca benim hangi kapıdan geçerek  İstanbul’a  gireceğimi  söyle. Bunu  yaparsan ödülün büyük  olur. Ama  yapamadın mı gerisini sen düşün artık!" Ahmet Ağa  üçüncü  kez  remilini  atmış,  ama  bu  kez  hiçbir  şey  söylememiş.  Remilde gördüklerini bir kâğıda yazarak, katladığı kâğıdı padişaha uzatmış.
"Hangi  kapıdan  gireceğiniz  bu  kâğıtta  yazılı  hünkârım! Ama  sizden dileğim,  kapıdan  geçip kente girdikten sonra buna bakmanızdır."   kâğıdı  alıp  cebine  koymuş. Kayık  karşı kıyıya  varınca  karaya çıkmış  ve  yakındaki surlarda  nöbet  tutmakta  olan  muhafızlara,  surlarda  hemen  bir  kapı  açmalarını  buyurmuş. Muhafızlar,  ellerinde  kazma  kürek  hemen işe  koyulmuşlar  ve kısa  sürede  surların  o bölümünde yeni bir kapı açmışlar. bu yeni  açtırdığı  kapıdan  İstanbul’a  girer  girmez  cebindeki  katlanmış  kâğıdı çıkarıp okumuş ve hayretler içinde kalmış. "Yeni kapınız hayırlı uğurlu olsun padişahım!"
IV. Murat’ın açtırdığı kapıya, bu nedenle "Yenikapı" adı verilmiş.
 
Bunu biliyor muydunuz?

Tam  olarak    Eylül  1633  tarihinde  meydana  gelen  Cibali  Yangını,  İstanbul’un  büyük  bir bölümünü kül etmişti. O yıllarda, Osmanlı tahtında Sultan IV. Murat oturuyordu. Genç sultan bu  felaketten, geceleri Cibali kahvehanelerinde  tütün  içen, bazen de yanar  tütünlerini  etrafta gelişigüzel bırakarak  birçok  yangına  yol  açan  kalafatçıları  sorumlu  tuttu.  Sonrasında Cibali’den başlamak suretiyle, bütün İstanbul’da tütün içmeyi yasakladı. Peşinden de her türlü
içkinin içilmesi bu yasaktan nasibini aldı. Meyhaneler, kahvehaneler bir bir kapatıldı.  Bu tarihten sonra da, gizliden gizliye tütün ve içki içenlere şiddetli cezalar uygulandı, idamlar birbirini  izledi. Sultan  IV. Murat,  tebdil-i kıyafetle  (tanınmamak  için giysilerini değiştirerek) gece sokaklara çıkar, elinde palasıyla kahveleri denetlerdi. Saltanatı süresince bu uygulamayı
sürdürerek  çok  can  yaktı  ama,  kendisi  de aşırı  içki ve  afyon  kullanmak yüzünden genç yaşta öldü.

Benzer Yazılar

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz oylanmamış)
Loading ... Loading ...

Fikrini yaz!

Bu etiketleri kullanabilirsin:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Burada Gravatar kullanılmaktadır.Dunya çapında avatar kullanmak için lütfen kayıt olunuz. Gravatar.