Share
  • Share this post on Delicious
  • StumbleUpon this post
  • Share this post on Digg
  • Tweet about this post
  • Share this post on Mixx
  • Share this post on Technorati
  • Share this post on Facebook
  • Share this post on NewsVine
  • Share this post on Reddit
  • Share this post on Google
  • Share this post on LinkedIn

Müzik notaları nasıl bulunmuştur?

Müzikteki matematiksel gizemi keÅŸfederek yazıya dökmenin  ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meÅŸhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaÅŸtığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar

geliÅŸmiÅŸ bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coÄŸrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır. Pisagor bilimi, bilim için düÅŸünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüÄŸünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki iliÅŸkilere göre kurulduÄŸuna inanıyordu.  Pisagor’un müziÄŸin içindeki matematiÄŸi bir demirci dükkanının önünden geçerken keÅŸfettiÄŸi rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı  aletlere göre deÄŸiÅŸik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiÅŸ, dükkanı kapattırarak ustaya çeÅŸitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiÅŸ ve kayıtlar almış.  Batı müziÄŸi 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa aktarılıyor, bu arada deÄŸiÅŸime uÄŸruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.  Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliÄŸini

kesin olarak belirtmeye baÅŸlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiÄŸi beÅŸ çizgiden oluÅŸan "porte"nin kullanılmasıyla notaların yüksekliÄŸi (do, re, mi,….) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,….) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.  Aslında müziÄŸin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre,  ÅŸiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla  genel kabul gören bir takım iÅŸaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiÅŸ,  ÅŸiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle

belirtilmiÅŸler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.  ÇeÅŸitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).  isimlerinden ‘do’nun önceki  ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle baÅŸlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak deÄŸiÅŸtirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.  ‘Si’ hariç diÄŸer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz

lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baÅŸ harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır. 

Notalamanın keÅŸfi ve geliÅŸimi müzik pratiÄŸine olaÄŸanüstü bir geliÅŸme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeÅŸitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleÅŸmesine ve çeÅŸitlenmesine imkan vermiÅŸtir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediÄŸi bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiÅŸtir.


Benzer Yazılar:

Yarasalar neden kan emer?
Yalan makinesi nasıl çalışır?
Ispanaktaki demir insanı güçlendirir mi?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>