Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra büyük bir cami yaptırmak ister. Bu amaçla, imparatorluğunun her köşesinden en değerli sütunları getirtir. Bunlardan özellikle bir tanesi, yüksekliği ve yapıldığı mermerin özelliğin nedeniyle olağanüstü değerdedir. Yüksekliği bir hayli fazla olduğu için padişah, mimara onu biraz kısaltmasını buyurur. Zaman geçer, padişah, henüz yapım aşamasındaki camiyi ziyaret ettiğinde bir de [...]
Efsaneler, rivayetler hep insanlarla ilgili değil. Koca Mustafa Paşa Camii’nin avlusundaki dev ve yaşlı ağacın hikâyesi de insan hikayeleri kadar ilgi çekici. Caminin avlusundaki bu yaşlı ağacın gövdesi zamanla yarılmaya, kabukları dökülmeye başlamış. Sümbül Efendi, ağacı zincirlerle sararak korumaya almış. Ancak, zincirin bir ucunu yere doğru sarkık tutmuş ve demiş ki; "Bu ağacın altında kim [...]
Devamı…Ayasofya ile ilgili ilk efsanemizi burada yayınlamıştık. Bitmek bilmeyen Ayasofya efsanelerine devam ediyoruz… Ayasofya’ya ilk girişte, üstleri tonozlarla örtülü dokuz bölümlü ve kapalı bir dış nartekste bulursunuz kendinizi. Bu dış narteksten beş kapılı iç nartekse geçilir. Bu kapının üzerinde, uzunlamasına üçgen biçimli, madeni bir tabut bulunur yani efsaneye göre, bunun bir tabut olduğu söylenir. Tabuta [...]
Devamı…İstanbul âşıklarından, Stefanos Yerasimos’un kitabında yer alan başka bir İstanbul efsanesi’ni daha paylaşmak istiyorum. Efsaneye göre, At Meydanı’nda bulunan Dikilitaş’ın dibinde bakırdan tılsımlı bir el varmış. Hangi tüccar İstanbul’a bir mal getirecek olsa doğru Dikilitaş’a gidip, mala biçtiği değerin tutarını elin içine koyarmış. Bu bakır el, getirilen malın gerçek değerini, avucunu kapatarak gösterirmiş. Bir gün, [...]
Devamı…Sultan IV. Murat, kılık değiştirip halkın arasında dolaşmaktan çok hoşlanırmış. Bu şekilde gezerek koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını denetlermiş. Bir gün yine kılık değiştirerek Üsküdar’dan bir kayığa binmiş. Kayıkta bulunan bir yolcu ile derin bir sohbete dalmış. Padişah yolcuya kim olduğunu, ne iş yaptığını sormuş. "Bana Üsküdarlı Remmal Ahmet Ağa derler" diye yanıtlamış yolcu. "Remil atar, [...]
Devamı…İstanbul’un fethine ilişkin efsaneler, hem Türkler hem de Bizanslı Rumlar tarafından ince ince işlenmiş, gelecek kuşaklara tüm güzellik ve incelikleriyle miras bırakılmıştır. Efsanelere göre, İstanbul gibi bir şehrin fethi, mucizelerle ancak mucizelerle olabilirdi. Gerek Osmanlı gerekse Bizans toplumlarından aktörlere yer verilen bir fetih efsanesi çok ünlüdür. II. Sultan Mehmet’in saldırı üzerine saldırı yaptığı, Türk toplarının [...]
Devamı…İstanbul’un fethi bin yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nun da sonu olmuş, bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılmıştı. Tarihin bu çok önemli olayı, efsanelere de konu olmuştu… Yedinci Osmanlı padişahı Sultan II. Mehmet, büyük dedesi Yıldırım Bayezid’in yapmak istediği, ancak 1402 Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle başaramadığı bir işin üstesinden gelmek ister. İstanbul’u fethetmek… Bu amaçla, Yıldırım [...]
Devamı…İstanbul’un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem bir külliyedir Süleymaniye Camii. Boğaziçi girişinden bakıldığında, caminin sadece eşsiz silueti bile insanı büyülemeye yeter. Süleymaniye’nin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir. Bunlardan en ilginç olanını anlatalım. Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi’nin temelini attıktan sonra, bu temelin oturması ve sağlamlaşması için inşaata bir yıl kadar ara [...]
Devamı…Eufemia, 4. yüzyılın ilk yıllarında yaşamış bir Hristiyan kadınıdır. O yıllarda Hıristiyanlık henüz Doğu Roma’da resmen kabul edilmemişti ve İstanbul’da çok tanrılı inanç geçerliydi. Günlerden bir gün, böyle bir törene katılmasını istemişler Eufemia’dan. Sırası gelmişken, bu törenin, tanrı Ares adına, şimdiki Kadıköy’de, Yeldeğirmeni dolaylarındaki bir tapınakta yapıldığının rivayet edildiğini de söyleyelim. Ancak, Pagan rimellerine inanmadığı [...]
Devamı…Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet’in de efsane ve öykülerde ismi sıkça geçiyor. Şimdi bunlardan birini anlatalım. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a yerleştikten sonra, kentteki günlük yaşam normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak istemiş. Sultan, kentinin surları dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış, avı da uzadıkça uzamış. Kente dönmeye karar verdiğinde de hava kararmaya başlamış. İstanbul’u [...]
Devamı…
Son Yorumlar