Tarih kategorisindeki yazılar
Efsaneler »
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra büyük bir cami yaptırmak ister. Bu amaçla, imparatorluğunun her köşesinden en değerli sütunları getirtir. Bunlardan özellikle bir tanesi, yüksekliği ve yapıldığı mermerin özelliğin nedeniyle olağanüstü değerdedir. Yüksekliği bir hayli fazla olduğu için padişah, mimara onu biraz kısaltmasını buyurur. Zaman geçer, padişah, henüz yapım aşamasındaki camiyi ziyaret ettiğinde bir de bakar ki, mimar, sütunun boyunu verdiği buyruğun aksine istenilenden daha fazla kestirmiştir. Fatih, hemen mimarı çağırtır ve kolunu bileğinden kestirtir. Mimar, kesik bileğiyle kadıya başvurur ve padişahtan şikâyetçi olur. Kadı bu acımasız olaya çok sinirlenir, …
Efsaneler »
Efsaneler, rivayetler hep insanlarla ilgili değil. Koca Mustafa Paşa Camii’nin avlusundaki dev ve yaşlı ağacın hikâyesi de insan hikayeleri kadar ilgi çekici. Caminin avlusundaki bu yaşlı ağacın gövdesi zamanla yarılmaya, kabukları dökülmeye başlamış. Sümbül Efendi, ağacı zincirlerle sararak korumaya almış. Ancak, zincirin bir ucunu yere doğru sarkık tutmuş ve demiş ki; "Bu ağacın altında kim durur ve yalan söylerse, bu zincir yere doğru uzayacaktır." Bir süre sonra, camiye gelen bir Müslüman, borç para verdiği Yahudi dostunun alacağını bir türlü vermemesinden şikâyetçi olmuş. Yahudi’yi çağırmışlar ağacın altına. Borcunu ödemediği söylenen Yahudi, …
Efsaneler »
Ayasofya ile ilgili ilk efsanemizi burada yayınlamıştık. Bitmek bilmeyen Ayasofya efsanelerine devam ediyoruz…
Ayasofya’ya ilk girişte, üstleri tonozlarla örtülü dokuz bölümlü ve kapalı bir dış nartekste
bulursunuz kendinizi. Bu dış narteksten beş kapılı iç nartekse geçilir. Bu kapının üzerinde,
uzunlamasına üçgen biçimli, madeni bir tabut bulunur yani efsaneye göre, bunun bir tabut
olduğu söylenir. Tabuta veya her ne ise dikkatle bakıldığında, üzerinde iki tane delik görülür. Tabi ki bu tabutla ilgili de bir efsane var. Ünlü Bizans İmparatoriçesi Theodora, toprağa gömülmekten ve mezarda kendisini yılanların yiyeceğinden çok korkarmış. Vasiyeti gereği, ölümünden …
Efsaneler »
İstanbul âşıklarından, Stefanos Yerasimos’un kitabında yer alan başka bir İstanbul efsanesi’ni daha paylaşmak istiyorum. Efsaneye göre, At Meydanı’nda bulunan Dikilitaş’ın dibinde bakırdan tılsımlı bir el varmış. Hangi tüccar İstanbul’a bir mal getirecek olsa doğru Dikilitaş’a gidip, mala biçtiği değerin tutarını elin içine koyarmış. Bu bakır el, getirilen malın gerçek değerini, avucunu kapatarak gösterirmiş. Bir gün, Anadolu’dan gelen bir tüccar, satmak üzerinde yanında getirdiği bir atla Dikilitaş’a gelmiş ve atın bedelini söylemiş. "On bin akçe"… Sonrasında da bakır ele parayı saymaya başlamış. Ancak, konulan para kırk akçeyi bulduğunda el kapanmış. At …
Efsaneler »
Sultan IV. Murat, kılık değiştirip halkın arasında dolaşmaktan çok hoşlanırmış. Bu şekilde gezerek koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını denetlermiş. Bir gün yine
kılık değiştirerek Üsküdar’dan bir kayığa binmiş. Kayıkta bulunan bir yolcu ile derin bir
sohbete dalmış. Padişah yolcuya kim olduğunu, ne iş yaptığını sormuş. "Bana Üsküdarlı Remmal Ahmet Ağa derler" diye yanıtlamış yolcu. "Remil atar, gaipten haber veririm." Padişah, meraklanmış ve bir soru daha sormuş. "Madem böyle bir hünerin var, remil atarak padişahın şu an nerde olduğunu söyleyebilir misin?" deyince, Ahmet Ağa, "Elbette söylerim" diyerek remilini atmış ve, "Benim hesabıma …
Efsaneler »
İstanbul’un fethine ilişkin efsaneler, hem Türkler hem de Bizanslı Rumlar tarafından ince ince
işlenmiş, gelecek kuşaklara tüm güzellik ve incelikleriyle miras bırakılmıştır. Efsanelere göre,
İstanbul gibi bir şehrin fethi, mucizelerle ancak mucizelerle olabilirdi. Gerek Osmanlı gerekse Bizans toplumlarından aktörlere yer verilen bir fetih efsanesi çok ünlüdür. II. Sultan Mehmet’in saldırı üzerine saldırı yaptığı, Türk toplarının cehennemi bir ateşle surlarını dövdüğü kuşatma günlerinden bir gün, Tanrı bir meleğini Agapios adındaki bir keşişe gönderir. Melek, getirdiği tahta kılıcı Agapios’a verir ve bunu Bizans imparatoru Konstantinos Paleologos’a vermesini söyler. Bu kılıç sayesinde Türkler …
Efsaneler »
İstanbul’un fethi bin yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nun da sonu olmuş, bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılmıştı. Tarihin bu çok önemli olayı, efsanelere de konu olmuştu… Yedinci Osmanlı padişahı Sultan II. Mehmet, büyük dedesi Yıldırım Bayezid’in yapmak istediği, ancak 1402 Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle başaramadığı bir işin üstesinden gelmek ister. İstanbul’u fethetmek… Bu amaçla, Yıldırım Bayezid’in Boğaz’ın Anadolu yakasında yaptırdığı Güzelce Hisar’ın, yani bugünkü adıyla Anadoluhisarı semtinin karşı kıyısına kendisi de bir hisar yaptırtmak ister. Ama Boğaz’ın o yakası o tarihlerdeTürklere ait değildir. Ayrıca, Bizans ile görünüşte de olsa iyi …
Efsaneler »
İstanbul’un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem bir külliyedir Süleymaniye Camii. Boğaziçi girişinden bakıldığında, caminin sadece eşsiz silueti bile insanı büyülemeye yeter. Süleymaniye’nin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir. Bunlardan en ilginç olanını anlatalım. Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi’nin temelini attıktan sonra, bu temelin oturması ve sağlamlaşması için inşaata bir yıl kadar ara vermiş. İnşaatın ekonomik nedenlerden dolayı durduğu şeklinde bir duyum alan ve Osmanlı ile her alanda yarış içinde olan Safevi şahı Tahmasb, fırsat bu fırsat diyerek Kanuni Sultan Süleyman’ı utandırmak istemiş ve padişaha inşaat tamamlansın diye …
Efsaneler »
Eufemia, 4. yüzyılın ilk yıllarında yaşamış bir Hristiyan kadınıdır. O yıllarda Hıristiyanlık henüz Doğu Roma’da resmen kabul edilmemişti ve İstanbul’da çok tanrılı inanç geçerliydi. Günlerden bir gün, böyle bir törene katılmasını istemişler Eufemia’dan. Sırası gelmişken, bu törenin, tanrı Ares adına, şimdiki Kadıköy’de, Yeldeğirmeni dolaylarındaki bir tapınakta yapıldığının rivayet edildiğini de söyleyelim. Ancak, Pagan rimellerine inanmadığı için törene katılmayan Eufemia, dinine sadık kalmasının bedelini çok feci bir biçimde ödemiş. Yuvarlak ahşap bir çıkrığa, ellerinden ve ayaklarından bağlayıp, tekerleği yavaş yavaş döndürerek, acılar, feryatlar içinde kemiklerini kırmışlar Eufemia’nın.
Efsaneler »
Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet’in de efsane ve öykülerde ismi sıkça geçiyor. Şimdi bunlardan birini anlatalım. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a yerleştikten sonra, kentteki günlük yaşam normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak istemiş. Sultan, kentinin surları dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış, avı da uzadıkça uzamış. Kente dönmeye karar verdiğinde de hava kararmaya başlamış. İstanbul’u fetheden hükümdar, sur kapılarının önüne geldiği sırada, kapının kendisinin emrettiği şekilde kapalı olduğunu görmüş ve nöbetçi askere içeri girmek için emir vermiş. Karanlık basınca kapıların kesinlikle kapanması emrini alan nöbetçi yeniçeri, kapıyı hiçbir şekilde açmaya …
