Home » Archive

Tarih kategorisindeki yazılar

Efsaneler »

[17 Oca 2009 | No Comment | 700 kez okundu]
Fatih Sultan Mehmet Camii efsanesi

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden sonra büyük bir cami yaptırmak ister. Bu  amaçla, imparatorluğunun her köşesinden en değerli sütunları getirtir. Bunlardan özellikle bir  tanesi, yüksekliği  ve  yapıldığı  mermerin  özelliğin nedeniyle olağanüstü değerdedir. Yüksekliği  bir hayli fazla olduğu için padişah, mimara onu biraz kısaltmasını buyurur. Zaman  geçer,  padişah,  henüz  yapım aşamasındaki  camiyi  ziyaret  ettiğinde bir de bakar ki, mimar, sütunun boyunu verdiği buyruğun aksine istenilenden daha fazla kestirmiştir. Fatih, hemen mimarı  çağırtır ve  kolunu  bileğinden  kestirtir. Mimar,  kesik  bileğiyle  kadıya  başvurur  ve padişahtan  şikâyetçi  olur. Kadı  bu  acımasız  olaya  çok  sinirlenir,  …

Efsaneler »

[17 Oca 2009 | No Comment | 4,642 kez okundu]
Sümbül Efendi Efsanesi

Efsaneler, rivayetler hep insanlarla ilgili değil. Koca Mustafa Paşa Camii’nin avlusundaki dev ve yaşlı ağacın hikâyesi de insan hikayeleri kadar ilgi çekici. Caminin avlusundaki bu yaşlı ağacın gövdesi zamanla yarılmaya, kabukları dökülmeye başlamış. Sümbül Efendi, ağacı zincirlerle sararak korumaya almış.  Ancak, zincirin bir ucunu yere doğru sarkık tutmuş ve demiş ki; "Bu ağacın altında kim durur ve yalan söylerse, bu zincir yere doğru uzayacaktır." Bir süre sonra, camiye gelen bir Müslüman, borç para verdiği Yahudi dostunun alacağını bir türlü vermemesinden şikâyetçi olmuş. Yahudi’yi çağırmışlar ağacın altına. Borcunu ödemediği söylenen Yahudi, …

Efsaneler »

[15 Oca 2009 | No Comment | 342 kez okundu]
Ayasofya Efsaneleri 2

Ayasofya ile ilgili ilk efsanemizi burada yayınlamıştık. Bitmek bilmeyen Ayasofya efsanelerine devam ediyoruz…
Ayasofya’ya  ilk  girişte,  üstleri  tonozlarla  örtülü  dokuz  bölümlü  ve  kapalı  bir dış  nartekste
bulursunuz  kendinizi. Bu dış  narteksten beş  kapılı  iç  nartekse  geçilir. Bu  kapının  üzerinde,
uzunlamasına  üçgen  biçimli, madeni  bir  tabut  bulunur yani  efsaneye  göre,  bunun  bir  tabut
olduğu  söylenir.  Tabuta  veya  her  ne  ise  dikkatle  bakıldığında,  üzerinde  iki  tane delik  görülür. Tabi ki bu tabutla ilgili de bir efsane var. Ünlü Bizans  İmparatoriçesi Theodora,  toprağa gömülmekten ve mezarda kendisini yılanların yiyeceğinden  çok  korkarmış.  Vasiyeti  gereği,  ölümünden  …

Efsaneler »

[15 Oca 2009 | No Comment | 361 kez okundu]
Gizemli elin sırrı neydi?

İstanbul âşıklarından, Stefanos Yerasimos’un kitabında yer alan başka bir  İstanbul efsanesi’ni daha paylaşmak istiyorum.  Efsaneye  göre, At Meydanı’nda  bulunan Dikilitaş’ın  dibinde  bakırdan tılsımlı bir el varmış.  Hangi tüccar İstanbul’a bir mal getirecek olsa  doğru  Dikilitaş’a  gidip,  mala  biçtiği  değerin tutarını  elin  içine  koyarmış. Bu bakır  el,  getirilen malın  gerçek değerini,  avucunu  kapatarak gösterirmiş. Bir  gün, Anadolu’dan  gelen bir  tüccar,  satmak üzerinde  yanında  getirdiği  bir  atla Dikilitaş’a gelmiş ve atın bedelini söylemiş.  "On bin akçe"… Sonrasında da bakır ele parayı saymaya başlamış. Ancak, konulan para kırk akçeyi bulduğunda el kapanmış. At …

Efsaneler »

[15 Oca 2009 | No Comment | 736 kez okundu]
Sultan IV. Murat efsaneleri

Sultan  IV. Murat, kılık  değiştirip halkın  arasında  dolaşmaktan  çok  hoşlanırmış. Bu şekilde gezerek koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını denetlermiş. Bir gün yine
kılık  değiştirerek  Üsküdar’dan  bir  kayığa  binmiş.  Kayıkta  bulunan  bir  yolcu  ile  derin  bir
sohbete  dalmış.  Padişah  yolcuya  kim  olduğunu,  ne iş yaptığını sormuş. "Bana  Üsküdarlı  Remmal  Ahmet  Ağa  derler"  diye  yanıtlamış  yolcu.  "Remil  atar,  gaipten haber veririm." Padişah, meraklanmış ve bir soru daha sormuş. "Madem  böyle  bir  hünerin  var,  remil  atarak  padişahın  şu  an  nerde  olduğunu  söyleyebilir misin?" deyince, Ahmet Ağa, "Elbette söylerim" diyerek remilini atmış ve, "Benim hesabıma …

Efsaneler »

[12 Oca 2009 | No Comment | 528 kez okundu]
İstanbulun fethi efsaneleri

İstanbul’un fethine ilişkin efsaneler, hem Türkler hem de Bizanslı Rumlar tarafından ince ince
işlenmiş, gelecek kuşaklara tüm güzellik ve incelikleriyle miras bırakılmıştır. Efsanelere göre,
İstanbul gibi bir şehrin fethi, mucizelerle ancak mucizelerle olabilirdi. Gerek  Osmanlı  gerekse  Bizans  toplumlarından  aktörlere  yer  verilen  bir  fetih  efsanesi  çok ünlüdür. II. Sultan Mehmet’in saldırı üzerine saldırı yaptığı, Türk toplarının cehennemi bir ateşle surlarını dövdüğü kuşatma günlerinden bir gün, Tanrı bir meleğini Agapios adındaki bir keşişe  gönderir.  Melek,  getirdiği  tahta kılıcı  Agapios’a  verir  ve  bunu  Bizans  imparatoru  Konstantinos  Paleologos’a  vermesini  söyler.  Bu kılıç  sayesinde  Türkler  …

Efsaneler »

[12 Oca 2009 | No Comment | 508 kez okundu]
Rumelihisarı  efsaneleri

İstanbul’un fethi bin yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nun da sonu olmuş, bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılmıştı. Tarihin bu çok önemli olayı, efsanelere de konu olmuştu… Yedinci  Osmanlı  padişahı  Sultan  II.  Mehmet,  büyük  dedesi Yıldırım  Bayezid’in  yapmak istediği, ancak 1402 Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle başaramadığı bir işin üstesinden gelmek  ister.  İstanbul’u  fethetmek…  Bu  amaçla, Yıldırım  Bayezid’in  Boğaz’ın  Anadolu yakasında yaptırdığı Güzelce Hisar’ın, yani bugünkü adıyla Anadoluhisarı semtinin karşı kıyısına kendisi de bir hisar yaptırtmak ister. Ama Boğaz’ın o yakası o tarihlerdeTürklere ait değildir. Ayrıca, Bizans ile görünüşte de olsa iyi …

Efsaneler »

[11 Oca 2009 | No Comment | 525 kez okundu]
Süleymaniye Camii efsaneleri

İstanbul’un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem bir külliyedir Süleymaniye Camii. Boğaziçi girişinden bakıldığında, caminin sadece eşsiz silueti bile insanı büyülemeye  yeter.  Süleymaniye’nin  yapım aşaması  bütünüyle  görkemli  bir  efsanedir. Bunlardan  en  ilginç  olanını  anlatalım. Mimar  Sinan,  Süleymaniye  Külliyesi’nin  temelini attıktan  sonra, bu  temelin oturması ve  sağlamlaşması  için  inşaata bir yıl kadar ara vermiş. İnşaatın ekonomik nedenlerden dolayı durduğu şeklinde bir duyum alan ve Osmanlı ile her  alanda  yarış  içinde  olan  Safevi  şahı  Tahmasb, fırsat  bu fırsat  diyerek  Kanuni  Sultan Süleyman’ı  utandırmak  istemiş  ve  padişaha  inşaat  tamamlansın  diye  …

Efsaneler »

[11 Oca 2009 | No Comment | 1,610 kez okundu]
Azize Eufemia Efsanesi

Eufemia, 4. yüzyılın ilk yıllarında yaşamış bir Hristiyan kadınıdır. O yıllarda Hıristiyanlık henüz Doğu  Roma’da  resmen  kabul  edilmemişti  ve  İstanbul’da  çok  tanrılı  inanç  geçerliydi. Günlerden bir gün, böyle bir  törene katılmasını  istemişler Eufemia’dan. Sırası gelmişken, bu törenin,  tanrı  Ares  adına,  şimdiki  Kadıköy’de,  Yeldeğirmeni  dolaylarındaki  bir  tapınakta yapıldığının rivayet edildiğini de söyleyelim. Ancak, Pagan rimellerine inanmadığı için törene katılmayan Eufemia, dinine sadık kalmasının bedelini  çok  feci  bir biçimde  ödemiş.  Yuvarlak  ahşap  bir çıkrığa,  ellerinden  ve  ayaklarından bağlayıp,  tekerleği  yavaş  yavaş  döndürerek,  acılar,  feryatlar  içinde  kemiklerini kırmışlar Eufemia’nın.

Efsaneler »

[10 Oca 2009 | No Comment | 461 kez okundu]
Fatih Sultan Mehmet efsaneleri

Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet’in de efsane ve öykülerde  ismi sıkça geçiyor. Şimdi bunlardan birini anlatalım. Fatih  Sultan  Mehmet  İstanbul’a  yerleştikten  sonra,  kentteki  günlük  yaşam  normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak  istemiş. Sultan, kentinin  surları dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış,  avı  da  uzadıkça  uzamış.  Kente  dönmeye  karar  verdiğinde  de  hava  kararmaya başlamış. İstanbul’u  fetheden  hükümdar,  sur  kapılarının  önüne  geldiği sırada,  kapının  kendisinin emrettiği  şekilde  kapalı  olduğunu  görmüş  ve  nöbetçi  askere  içeri  girmek  için  emir  vermiş. Karanlık  basınca  kapıların  kesinlikle  kapanması  emrini  alan  nöbetçi  yeniçeri,  kapıyı  hiçbir şekilde  açmaya …