Share
  • Share this post on Delicious
  • StumbleUpon this post
  • Share this post on Digg
  • Tweet about this post
  • Share this post on Mixx
  • Share this post on Technorati
  • Share this post on Facebook
  • Share this post on NewsVine
  • Share this post on Reddit
  • Share this post on Google
  • Share this post on LinkedIn

Geri dönüşümün görünmeyen yüzü

 

YeÄŸenim Sosyolog ’un geri dönüÅŸüm hakkında kaleme aldığı yazısını sizlerle paylaÅŸmak istedim. Bu yazı aynı zmanda Radikal Gazetesi’nde de yayınlanmıştır.

Geri DönüÅŸümün Görünmeyen üzü çalışma grubunun bugüne kadar yaptığı araÅŸtırmalar, sokak toplayıcılarının iÅŸ ve yaÅŸam koÅŸullarını anlamaya önelik bir çaba olarak okunmalı. Ülkemizdeki sokak toplayıcılığı sorununu ekonomik ve sosyal boyutlarıyla irdelemeyi amaçlayan çalışma grubu, 2005 başından bu yana çalışıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, BoÄŸaziçi Üniversitesi ve Ege Üniversitesi sosyoloji bölümlerinden araÅŸtırmacılarla dışarıdan katılımcıların ürüttüÄŸü çalışma kapsamında, bugüne kadar İzmit ve İstanbul baÅŸta olmak üzere Denizli, Diyarbakır, Ankara ve EskiÅŸehir’de görüÅŸmeler yapıldı.
Hemen hepimizin aÅŸina olduÄŸu toplayıcılar, sokaktan topladıkları plastik, cam, metal, kağıt gibi geri dönüÅŸebilir katı atıkları, aracı kiÅŸi ve kurumlara satarak geçimlerini saÄŸlayan kiÅŸiler. Ancak toplayıcılık iÅŸi, bu kiÅŸilerin gündelik hayat deneyimlerinin hemen tümüne ve özellikle de çevreleriyle kurdukları (kurmak durumunda kaldıkları) iliÅŸkilere damgasını vuruyor. Bu anlamda toplayıcıların yaÅŸam ve çalışma koÅŸulları birçok yönden benzerlik gösteriyor.
Toplayıcılık sektörü, 1980′li yıllarla birlikte ağırlığını hissettiren neoliberal politikaların yaratığı kayıtdışı iÅŸ kollarından biri. Devletin tarım sektöründen çekilmesi ve DoÄŸu ve GüneydoÄŸu Anadolu’da tırmanan iç savaÅŸ ile birlikte, kır kent dengelerinin bozulması ve zorunlu göçle kentlere yığılan nüfusun sorunları çözümsüz kaldı. Bu anlamda toplayıcılık sektörü neoliberal politikaların iÅŸlemesindeki aksaklıkların deÄŸil, tam aksine iÅŸliyor olmasının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Çalışmamızın, bu sektörün yeni yoksulluk söylemi içinde nereye oturduÄŸu üzerine odaklanması bu nedenle önemli. Toplayıcıların bu söylem içinde nerede durdukları, kente geliÅŸ öyküleri ve kentle kurdukları iliÅŸkiler gözönünde bulundurularak deÄŸerlendirildi.

Toplumsal dışlanma
Geri DönüÅŸümün Görünmeyen Yüzü projesinin BeyoÄŸlu ayağı kapsamında görüÅŸülen toplayıcılar, çoÄŸunlukla Talimhane, Tarlabaşı ve Dolapdere’deki depolarda barındıklarını belirtti. Bu bölgede depolar, toplayıcıların hem çalışma hem de yaÅŸam alanları. Depoların dışındaki açık alanlarda toplanan atıklar biriktiriliyor ve ayrıştırılıyor, kapalı kısımda ise toplayıcılar yemek yiyor, temizleniyor ve uyuyor. Bunların yanı sıra depolar, hemÅŸeri ve arkadaÅŸ gruplarına ait buluÅŸma mekanı olarak da görülüyor.
BeyoÄŸlu toplayıcıların çok heterojen bir yapı gösterdikleri bir bölge olsa da, hemÅŸerilik iliÅŸkileri hem sektöre giriÅŸte ve hem de sektör içindeki hiyerarÅŸilerin ÅŸekillenmesinde etkili. Aslında hemÅŸerilik-göç-kente eklemlenme iliÅŸkisi yeni deÄŸil. HemÅŸerisinin yanına yerleÅŸme ve öncelikle onun yanında çalışmaya baÅŸlama, özellikle göçle ortaya çıkan varoÅŸ yoksullarının toplumdaki konumlarını iyileÅŸtirme (ve belki uzun vadede sınıf atlama) uÄŸruna verdikleri mücadelede baÅŸvurdukları etkili stratejilerden biri olageldi. Sokak toplayıcılığını da bir parçası olarak deÄŸerlendirdiÄŸimiz kent içi yoksullarının ayırt edici özelliÄŸi, artık bu kiÅŸilerin yükselebilme umutlarını tümüyle kaybetmiÅŸ olmaları. Burada ekonomik yoksulluÄŸun yanında kendini ÅŸiddetle hissettiren bir toplumsal dışlanmadan da bahsetmek gerek. Artık hemÅŸerilik sınıf atlayabilmenin deÄŸil, ancak hayatta kalabilmenin imkanını tanıyor. Bugün yeni olan ÅŸu: YoksulluÄŸa/yoksunluÄŸa sürükleyen süreçten çıkış yolu hemen hemen yok gibi görünüyor ve toplayıcıların önemli bir bölümü de sınıfsal hiyerarÅŸinin en altlarında kalmaya mahkum olduklarını sıkça dile getiriyor. Bazıları yaptıkları iÅŸi "çöpe düÅŸmek" olarak deÄŸerlendiriyor. Bir yandan sınıfsal bir düÅŸüÅŸün, öte yandan da "pis bir iÅŸ"in içine düÅŸüÅŸün iÅŸareti olarak okunabilir bu nitelendirme. Çöpe düÅŸmek, bir nevi "kötü yola düÅŸmek" toplayıcılar için ama aynı zamanda, "kötü yola düÅŸmemek" için tutunulan son bir umut da. Åžunu hatırlamakta fayda var: Toplayıcılık, yoksulluktan kurtulma ümidi kalmamış bir kesimin, hayatta kalmak için, hırsızlık ve benzeri suçlardan uzak kalmak için baÅŸvurduÄŸu son çare.

Belediye engeli
Ne var ki, toplayıcılık sektörü içinde de yaÅŸam mücadelesi gittikçe zorlaşıyor. Toplayıcıların son zamanlarda karşılaÅŸtıkları en önemli sorunlardan biri, belediyelerin bu sektör karşısındaki tavrının dönüÅŸümü. Önceleri sorunu onları görmezden gelerek çözmeye çalışan çoÄŸu belediye, bugün toplayıcıların çalışmalarını engellemeye yönelik tedbirler alıyor. Bu anlamda görünmez olmaktan görünürlüÄŸe geçiÅŸ de toplayıcılar açısından sonuçları olumsuz bir süreç.
Aslında belediyelerin yaklaşımındaki bu dönüÅŸümü, katı atık politikalarındaki genel bir deÄŸiÅŸimden (hatta kamu hizmetlerinin genelinin özelleÅŸtirilmesi yönündeki bir eÄŸilimden) ayrı düÅŸünmemek gerekiyor. GeçmiÅŸe bakacak olursak, belediyelerin hizmet alanı içine giren çöp toplama iÅŸinin bir kısmının, kayıtdışı çalışan toplayıcılar tarafından zamanla devralındığını görüyoruz. Bugün gelinen noktada ise hem Avrupa BirliÄŸi’ne uyum sürecinin gereklilikleri hem de geri dönüÅŸümün ekonomik getirisinin anlaşılmış olması belediyeleri bu alanı yeniden düzenlemeye yöneltti. Ne var ki, bu düzenleme belediye tarafından gerçekleÅŸtirilmesi gereken bir kamu hizmetinin yeni bir biçimde ele alınması ve yerine getirilmesinden çok, hizmetin taÅŸeron firmalara devredilmesini kapsıyor. Bu devrin verimli bir ÅŸekilde gerçekleÅŸebilmesi için de, toplayıcıların düzenleme süreçlerinden uzak tutulmaları gerekiyor. Ayrıştırma konusunda zaten uzmanlaÅŸmış olan bu kiÅŸilerin istihdamına yönelik bir düzenleme getirmek yerine, genellikle belediyeler atık toplama iÅŸinin özelleÅŸtirilmesi yönünde politikalar izliyorlar. Üstelik toplayıcılardan da iÅŸlerini bırakmaları isteniyor, hem de baÅŸka bir istihdam imkanı sunulmadan.
Bu olumsuz yaklaşım bir süredir toplayıcıların gündelik hayatlarını etkiliyor. Yine de bu tavrın, toplayıcılığı engellemeye yönelik sistematik bir uygulamadan ziyade, toplayıcıları yıldırmayı hedefleyen kısa vadeli tedbirler içerdiÄŸini belirtmekte fayda var. Zira bu yöndeki sistematik bir uygulama binlerce insanın bir anda iÅŸsiz kalması anlamına gelebilir ve yerel yönetimler de bunun ciddi bir huzursuzluk yaratacağını öngörüyor.

Soruna nasıl yaklaşmalı?
Biz Geri DönüÅŸümün Görünmeyen Yüzü projesi olarak, sorunsallaÅŸtırdığımız ÅŸey üzerinde onu dönüÅŸtürebilecek biçimde düÅŸünmemiz gerektiÄŸine inanıyoruz. Dahası burada ele alınan sorunun, toplayıcıları gözetecek ÅŸekilde dönüÅŸtürülmesi acil bir gereklilik. Yalnız bu yönde atılacak herhangi bir adım, bir grubun baÅŸka bir gruba yardımı gibi deÄŸerlendirilmemeli. Çünkü böyle bir yaklaşım, varolan sınıf iliÅŸkilerini yardımı sunan ve yardımı alan ayrımı üzerinden yeniden üretir. Oysa bizim amacımız, çalışmanın başından beri, toplayıcılarla toplumsal hayat ve kamusal alan içinde yatay bir iliÅŸkisellik kurmanın imkanlarını araÅŸtırmak oldu.
Burada asıl mesele, "toplayıcılar kendi hayatları üzerinde nasıl söz sahibi olabilirler?" sorusunu gündeme getirmek. Bu noktada, toplayıcıların genellikle kendilerini (sistem karşısında) güçsüz, içinde bulundukları durumu da umutsuz olarak algıladıklarını hesaba katmak zorundayız. Toplayıcıların kendilerini ve taleplerini ifade edebilecekleri bir platform oluÅŸturmaları ancak bu algının aşılması ile mümkün olur. Ki bu da mevcut durumu deÄŸiÅŸtirmenin önkoÅŸulu olarak alınabilir. Toplayıcılık heterojen bir iÅŸkoludur ve uzun vadeli mesleki bir örgütlenme için öncelikle toplayıcıların bireysel sorunlarını kamusal bir davaya tercüme edebilecekleri bir platforma ihtiyaçları vardır. Mevcut durumda bazı kamu hizmetlerinden bile faydalanamayan toplayıcılar, ancak böyle bir örgütlenme ile hayatları üzerinde söz sahibi olabilirler.

E. MERT TOKUR: Mimar Sinan Üni.

Benzer Yazılar:

2 milyon tasarruflu ampul bedelsiz dağıtılacak
Cihangir Parkı tarihe karışıyor, peki ama bundan sonra ne olacak?
Peçeteden takvim

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>