Share
  • Share this post on Delicious
  • StumbleUpon this post
  • Share this post on Digg
  • Tweet about this post
  • Share this post on Mixx
  • Share this post on Technorati
  • Share this post on Facebook
  • Share this post on NewsVine
  • Share this post on Reddit
  • Share this post on Google
  • Share this post on LinkedIn

Bal petekleri neden altın rengindedir?

Arılar doÄŸanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluÅŸturan prizma ÅŸeklindeki gözlerinin dipleri bir piramit oluÅŸturarak sona ererler. Kovanlardaki ÅŸekliyle dik duran her petekte, gözleri yatayla sabit bir açı yapacak ÅŸekilde inÅŸa edilirler.  Her bir gözün derinliÄŸi 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beÅŸi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına raÄŸmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.  Arıların gözlerini kusursuz bir  ÅŸekilde altıgen yapmalarının baÅŸka sebepleri de vardır. EÄŸer beÅŸgen, sekizgen veya daire ÅŸekillerini seçselerdi bitiÅŸik gözler arasında boÅŸluklar kalacak, iÅŸçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boÅŸlukları doldurmak zorunda kalacaklardı. Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boÅŸluklar olmayacaktı ama altıgenin bir baÅŸka özelliÄŸi daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen ÅŸekillerden toplam kenar uzunluÄŸu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.  Aslında matematiÄŸin, geometrinin ve simetrinin  en kusursuz örnekleri sadece peteklerinde deÄŸil doÄŸanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliÄŸin farkına varamayız. 

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen  ÅŸekilleri, tohumların diziliÅŸlerindeki spiraller, mineral kristallerindeki geometrik yapılar ve deÄŸiÅŸmez açılar, tavus kuÅŸunun kuyruÄŸundaki lekeler, sümüklü böceÄŸin kabuÄŸu, örümcek

aÄŸları, tüm bunlar görüntü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiÅŸ bir matematik düzen de gösterirler.  Papatyanın ortasındaki saÄŸ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı  ÅŸekilde 5 saÄŸ, 8 sol spiral oluÅŸturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 saÄŸ, 13 sol

spiral bulunması tesadüf deÄŸildir elbette. Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her

sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduÄŸu bir dizi geliÅŸtirdi; 

l, l, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610,………………… 

Dikkat ederseniz yukarıda verilen saÄŸ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.  Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144′den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması,

5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.  15. Yüzyılın ikinci yarısında yaÅŸamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduÄŸunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraÅŸlarının heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya baÅŸlandı.


Benzer Yazılar:

Parmakların boyları neden farklıdır?
Birayı bardağa koyduğumuzda neden köpürür?
Kafein zararlımıdır?

Etiketler: , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>