Share
  • Share this post on Delicious
  • StumbleUpon this post
  • Share this post on Digg
  • Tweet about this post
  • Share this post on Mixx
  • Share this post on Technorati
  • Share this post on Facebook
  • Share this post on NewsVine
  • Share this post on Reddit
  • Share this post on Google
  • Share this post on LinkedIn

Atatürk’ün tabutunun açıldığı gün

 

Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nın yüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış, ama hatları bozulmamıştı. Sanki uyuyordu…
8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00′da Prof. Dr. Kamile Åževki Mutlu’nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü BaÅŸkanı’ydı. Patalog’du. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün’dü…
Aygün, "Hocam" dedi, "10 Kasım günü Atamızın naaşını Anıtkabir’e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı geleneklere uygun olarak topraÄŸa defnedeceÄŸiz. Ancak bozulmadan
korunduÄŸunu belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz."
Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateÅŸle yatıyordu. Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir baÅŸka meslektaşının yapmasını rica etti. Ancak Vali Aygünısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi bir görev" dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi’ne gitti. BaÅŸbakan Adnan Menderes oradaydı.
Meclis BaÅŸkanı Refik Koraltan ve eski baÅŸkan Abdülhalik Renda da… Mutlu, görevden affını istemekle ne büyük hata ettiÄŸini o zaman anladı.Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu… Ata’nın gül aÄŸacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici kabrinden çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuÅŸtu. Bir hafta boyunca sırayla öÄŸrenciler, subaylar ve generaller katafalk başında nöbet tutmuÅŸtu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite üyeleri tamam olunca Prof. Kamile Mutlu "BaÅŸlayın" talimatını verdi. Bunun üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni bir sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiÅŸ olma ihtimali düÅŸünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku çıkmadı. Sanduka talaÅŸ doluydu. Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı doluydu.
Bu talaÅŸ, naaşın ayak yönüne doÄŸru toplandı. Talaşın arasında, aÄŸzı kapalı ve içi sıvı dolu bir ÅŸiÅŸe bulundu. Bu,cesedi muhafaza için kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi yazılıydı.Ata’nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi bir muÅŸambayla kaplanmıştı. Sargıları açmaya baÅŸladılar. Herkes nefesini tutmuÅŸtu. Çünkü, "NaaÅŸ çürüyüp bozulmuÅŸ, çıkan gazlar tabutu patlatmış, nöbetçi er, kokudan bayılmış" diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk kez Ata’nın yüzünü göreceklerdi.Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile Åževki Mutlu, orada bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve Atatürk’ün yüzüne baktı. Ata’nın derisi kahverengi bir hal almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı
olmuÅŸtu Prof. Mutlu, gördüÄŸü tabloyu daha sonra ÅŸöyle anlatacaktı: "Yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata’nın heykel gibi duran yüzü ile karşılaÅŸtım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz kapağının üzerine düÅŸmüÅŸtü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’ndaki yatağında uyuyor
gibiydi."
Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En baÅŸta BaÅŸbakan Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderes de
yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir ÅŸekilde aÅŸağı, tabuta doÄŸru baktı. O an ne olduÄŸunu Prof. Kamile Mutlu’dan aktaralım: "Menderes çok heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de
baktım ki, müzenin kapısına doÄŸru gidiyor. Atatürk’ün yüzüne bakmadı. Tahmin ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda kalmıştı. O da Ata’yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına yığılıverdi. Salondaki herkes Atatürk’ü tek tek gördükten sonra naaÅŸ, tekrar solüsyonla ıslatıldı. Ata’nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu beyaz kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser, orada görevli adli tıp doçenti Dr. Cahit Özen’in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı
gösterdi ve ÅŸöyle dedi:"Bu kâğıdı, Atatürk’ün hemÅŸiresi Makbule Hanım gönderdi.Kefenin içine Atatürk’ün göÄŸsü üstüne konmasını istiyor." Doç. Özen, kâğıda bir göz attı. Eski Türkçe bir ÅŸeyler yazılıydı. "Böyle bir kâğıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır" dedi.Komiser kâğıdı katlayıp cebine koydu ve uzaklaÅŸtı. Bütün iÅŸlemler bittikten sonra salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan besmele çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleÅŸtirdiler. Bu tabut da 15 yıl
içinde yattığı büyük gül aÄŸacı tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla örtüldükten sonra kapağı kapatıldı. Ve 10 Kasım sabahı, Ata’nın naaşı 15 yıl önce onu Dolmabahçe’den Ankara’ya taşıyan top arabasına yerleÅŸtirilip son durağı olacak Anıtkabir’e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı…
Atatürk’ün tabutu, Menderes’in huzurunda açılmıştı Ata’nın 15 yıl Etnografya Müzesi’nde bekletilen naaşı,12 askerin omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteÄŸmenin çektiÄŸi bir top arabası ve matem marşı eÅŸliÄŸinde Anıtkabir’e taşınmıştı.Radyodan naklen yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar hüzünlüdür.Ancak o törenden hemen önce yaÅŸananlar, tarihçilerin pek ilgisini
çekmemiÅŸtir. BilindiÄŸi gibi, Anıtkabir yapılana dek, Atatürk’ün naaşının korunabilmesi için "tahnit" denilen bir iÅŸlem yapılmıştı. Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından gerçekleÅŸtirilen bu iÅŸlem sırasında naaÅŸa, şırıngayla özel bir formül enjekte edilmiÅŸ ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük ilaç ÅŸiÅŸesi, Ata’nın koltuk altlarına yerleÅŸtirilmiÅŸti. Bu iÅŸlem
sayesinde Ata’nın naaşı da -diyelim bugün Lenin’in mozolesinde olduÄŸu gibi öldüÄŸü günkü haliyle korunabilirdi. Ancak İslam dini, ölünün defnini ÅŸart koÅŸtuÄŸundan, geçici tahnitin bozulması ÅŸarttı.
Nakilden önce, bu iÅŸlem için bir komite kuruldu. O komite, törenden bir gün önce, BaÅŸbakan Adnan Menderes’in huzurunda Atatürk’ün tabutunun açılmasını kararlaÅŸtırdı.Tabut açılınca tahnit bozulacak ve ceset çürümeye baÅŸlayacaktı.Bir baÅŸka deyiÅŸle Atatürk’ün (mumyalanmış gibi) korunmuÅŸ naaşını son görenler, o törene katılanlar olacaktı. Atatürk’le ilgili belgesel çalışmaları sırasında o
törene katılanların bir kısmıyla konuÅŸmuÅŸtuk.Bu yazıda yer alan bilgilerin bir kısmı o tanıklıklara, önemli bir bölümü ise deÄŸerli Atatürk araÅŸtırmacısı Prof. Dr. Utkan Kocatürk’ün, Prof.Dr. Kamile Åževki Mutlu ile yaptığı sohbetten aktardıklarına dayanıyor. Ata’nın yarım asır önceki son yolculuÄŸu, sanırım bu ayrıntılarla daha da ilginç bir boyut kazanıyor.

Atatürk’ü son görenler anlatıyor:

‘Yüzünde iki günlük sakal vardı’

Osman Ersoy ve Halide İntepe, 10 Kasım 1953′te Etnografya Müzesi’nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki o töreni ve tabutun içindeki Atatürk’ü son kez görme fırsatı
buldular. İzlenimlerini ÅŸöyle anlattılar:
• OSMAN ERSOY: "SaÄŸlığında görmemiÅŸtim Atatürk’ü… Korkunç heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile katafalka çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüÅŸ bir çehre… 1 – 2 günlük
sakalı vardı. Kaşları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu."

‘ Gözleri aralıktı’

HALİDE İNTEPE: "Tabut kapanmadan en son gittim baktım. Başı yana doÄŸru eÄŸikti. Yüzü hiç bozulmamıştı. Azıcık sakalları çıkmıştı. Hani insan hasret giderek ölürse, gözleri aralık kalırmış ya, öyle aralıktı gözleri… Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi."

 

 

Benzer Yazılar:

Atatürk'ün çıkarmış olduğu gazeteler
Atatük'ün köpek sevgisi
"Kuvayi Milliye" neye yarar?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>